İnsanların bir yalanı ne zaman kabul edeceğini sadece yalanın kendisi değil, bekledikleri çıkar ve sosyal çevre de belirler. Bir yalanın bize ödül (para, itibar, avantaj vb.) getirme ihtimali varsa, o yalana inanma eğilimimiz artar. Beyin taramaları zihnimizin bir durumda kazanç varsa “ödül moduna”, kayıp varsa “risk moduna” geçtiğini gösteriyor. Başka bir deyişle kazanç varsa, yalanı daha az sorguluyoruz ya da çıkarımız varsa inanıyoruz.
Özellikle arkadaşlar ve yakın ilişkilerde insanlar yalanları daha kolay kabul etme eğilimi gösteriyor. Araştırmalar yakın arkadaşların beyinlerinin başarılı yalanlar söylenirken eş zamanlı çalıştığını gösteriyor. Bu da sosyal ilişkilerin ve teşviklerin, bize söylenen şeyin dürüst olup olmadığını değerlendirme biçimimizi gizlice değiştirdiğini ortaya koyuyor.
Yalan: Çıkarımız Varsa İnanıyoruz!
Birinin sahtekâr olup olmadığını anlamak, karmaşık bir sosyal değerlendirme sürecini gerektirir. Bu süreçte insanlar, karşısındakinin sosyal ipuçlarını okur, niyetini yorumlar ve sözlerinin güvenilirliğini ölçer. Bilim insanları uzun süredir beynimizin bu sosyal bilgileri nasıl işlediğini ve dürüstlük kararlarını nasıl verdiğini merak ediyor. İnsanlar bir bilgiyi yakın bir arkadaştan ya da hiç tanımadıkları bir yabancıdan aldıklarında, bu bilginin güvenilirliğini aynı standartlarla mı değerlendiriyor? Bu kilit soru, sosyal bağların sahtekârlığı tespit etme yeteneğimizi ve dürüstlük algımızı nasıl etkilediğini anlamamız için kritik öneme sahip.
Kuzey Çin Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nden Yingjie Liu liderliğindeki bir araştırma ekibi, insanların bir bilgiyi aktaran kişiyle olan ilişkilerine bağlı olarak o bilgiyi nasıl değerlendirdiklerini inceledi[1].
Beyin Görüntüleme Yoluyla Yalanın İncelenmesi
Neurosci dergisinde yayımlanan bulgulara göre, araştırmacılar sosyal bağların dürüstlük algısını nasıl etkilediğini derinlemesine incelemek amacıyla bir deney gerçekleştirdiler. Deneyde 66 sağlıklı yetişkinin beyin aktivitesini gözlemlemek için bir nörogörüntüleme yöntemi kullandı. Katılımcı çiftler karşılıklı oturarak, bilim insanlarının bilgi akışını tam olarak kontrol etmesini sağlayan bilgisayar ekranları üzerinden etkileşimde bulundu. Bu etkileşim sırasında çiftlerin birbirleriyle paylaştığı her mesajın bir sonucu vardı: ya kazanç (her iki bireye de fayda sağlayan bilgi) ya da kayıp (olumsuz bir sonuç doğuran bilgi). Araştırmacılar bu “kazanç” ve “kayıp” bağlamlarını, insanların olası ödüllere veya cezalara tepki olarak karar verme süreçlerini nasıl ayarladıklarını göstermeleri nedeniyle seçtiklerini belirttiler.
Araştırma ekibi yürüttüğü nörogörüntüleme çalışmasında kritik bir bulguya ulaştı: İnsanlar, “kazanç” (ödül) elde etme potansiyeli olan durumlarda yanlış bilgiye güvenme olasılıklarının önemli ölçüde daha yüksek olduğunu gösterdi. Bu davranışsal eğilim, beyin görüntüleme verileriyle de desteklendi: Ödülü işlemekten, riski değerlendirmekten ve başkalarının niyetlerini yorumlamaktan sorumlu beyin bölgelerindeki aktivasyon artışı, bu güven davranışı ile tam olarak örtüşüyordu.
Araştırmacılar bir bilginin ne kadar şüpheli olursa olsun, insanlara iyi bir sonuç veya ödül vaat ettiğinde o yalanın çok daha inandırıcı hale geldiğini kanıtlıyor. Yani beynimiz potansiyel bir kazanç gördüğünde, mantıksal şüpheciliği geri plana atıyor.
Arkadaşlık Bağı: Aldatmada Eş Zamanlı Beyin Modelleri
Araştırmanın en çarpıcı sonucu, yakın arkadaşlığın aldatma sırasındaki benzersiz rolüydü. Potansiyel olarak yanıltıcı bilgiyi ileten kişi arkadaş olarak kabul edildiğinde, hem iletişimi kuran hem de bilgiyi alan bireylerde senkronize beyin aktivitesi gözlemlendi. Bu eş zamanlılık bağlama göre hassas bir şekilde değişiyordu; örneğin, ödülle ilgili senaryolarda ödül işleyen beyin bölgeleri daha fazla uyum gösterirken, kayıp anlarında risk değerlendirmesiyle ilgili bölgeler daha senkronize hale geliyordu. Araştırmacılar bu ortak beyin aktivitesi modelini kullanarak, bir katılımcının bir arkadaşı tarafından ne zaman aldatılma olasılığının yüksek olduğunu önemli ölçüde tahmin edebildiler; bu da sosyal bağların güven ve sahtekârlık algımızı ne denli güçlü ve ölçülebilir bir şekilde etkilediğini ortaya koydu.
Çıkar ve Güven, Yalana İnanmanın İki Temel Nedeni
Araştırmanın sonuçları, ödül odaklı düşünme ve kişilerarası bağlantıların birleşimiyle, insanların dürüstlüğü değerlendirme biçiminin nasıl çarpıtıldığını net bir şekilde ortaya koyuyor. Bulgular özellikle bir yalanın “kazanç” potansiyeli taşıyan bir duruma işaret ettiğinde, insanların o bilgiye inanmaya özellikle yatkın olduğunu gösteriyor. Bu durum potansiyel bir ödülün, mantıksal şüpheciliği gölgede bıraktığını kanıtlıyor.
Araştırma beynimizin yakın arkadaşlarımızdan gelen bilgileri, tanımadığımız yabancılardan gelen bilgilere göre farklı ve özel bir şekilde işlediğini gösteriyor. Bu da yakın ilişkilerimizde söylenen şeylerin doğruluğunu objektif olarak değerlendirmemizi zorlaştırıyor. Başka bir deyişle, güvendiğimiz biri konuştuğunda, beynimiz eleştirel süzgecini gevşetiyor ve bu insanların belirli senaryolarda yanlış bilgiyi çok daha kolay kabul etmesine yol açıyor. Sosyal bağın gücü, mantıksal şüpheciliğimizin önüne geçiyor.
İlişkilerde Güvenilirliği Yeniden İnşa Etmek ve Uzman Desteği
Beynimiz bir yakından gelen ve bize fayda vaat eden yanıltıcı bilgiyi, eleştirel bir yabancıdan gelen gerçeğe göre daha kolay kabul etme eğilimindedir. Sağlıklı ve kalıcı ilişkiler kurmak, bu doğal önyargıların farkında olmayı gerektirir. Bireylerin veya çiftlerin, ilişkilerinde tekrarlanan güven sorunları, iletişim kopuklukları veya sürekli aldatmaca döngüleri yaşaması durumunda, uzman desteği almak kritik öneme sahiptir.
Eğer ilişkilerinizde sürekli olarak güven kırılmaları, iletişim sorunları veya yalan döngüleri yaşanıyorsa, bu sorunları tek başınıza çözmek zorunda değilsiniz. Bazen dışarıdan profesyonel bir bakış açısı gerekir. Bir ilişki uzmanından veya psikologdan destek almak, bu karmaşık döngüleri anlamanıza, dürüstlüğü ve şeffaflığı ilişkinizin temeline oturtmanıza yardımcı olabilir.
Terapizy’nin uzman psikologları ile kişisel gelişim üzerine destek alarak, ilişkiler ve iletişim konusunda kendinizi geliştirin. Terapizy’nin çift, evlilik ve bireysel terapi hizmetleriyle kendiniz için en doğru yerde ve zamanda online terapi alın.
Terapizy Blog‘da mutluluğun kaynağını arayabileceğiniz bir yolculuğa çıkın; aşk, evlilik, romantik ve sosyal ilişkilere dair birbirinden ilginç konulara göz atın. Ebeveynlik Beynin Yaşlanmasını Geciktiriyor yazısında, bu konuya bilimin verdiği cevabı keşfedin! Terapizy‘i sosyal medya hesaplarından takip edin, güncel bilgi ve duyurulardan haberdar olun
Terapizy ilk seansa özel %50 indirim fırsatı sunuyor. www.terapizy.com
[1] Sinirbilim Derneği. (2025, 17 Kasım). Bazı yalanları bu kadar inandırıcı kılan gizli beyin önyargısı. ScienceDaily . 1 Aralık 2025’te www.sciencedaily.com adresinden alındı / releases / 2025 / 11 / 251116105629.htm