HomeTerablogGenelAşkta Kendimize Benzeyen Eşleri Seçiyoruz!

Aşkta Kendimize Benzeyen Eşleri Seçiyoruz!

Aşkta kendimize benzeyen eşleri seçiyoruz! Yıllarca evlilik ya da romantik birliktelikler söz konusu olduğunda “zıt kutuplar birbirini çeker” sözüyle hareket ettik. Ancak modern bilim bu efsaneyi çürütüyor. Milyonlarca çiftin verilerini kapsayan yeni bir analiz, gerçeklerin çok farklı olduğunu gösteriyor.

Veriler aşkın, zıtlıklardan ziyade benzerlikler üzerine kurulduğunu gösteriyor. İncelenen özelliklerin %82’si ile %89’u arasında, eşlerin birbirine çok benzediği görüldü. Siyasi görüşlerden yaşam alışkanlıklarına kadar her şey bir uyum içinde ilerlerken, aslında eşimizi seçerken kendimize bir ayna tuttuğumuz işaret ediliyor.

Aşkta kendimize benzeyen eşleri seçiyoruz!

Aşkta kendimize benzeyen eşleri seçiyoruz! On yıllardır dillerden düşmeyen “zıt kutuplar birbirini çeker” atasözü bilimsel olarak geçerliliğini yitirdi. Colorado Üniversitesi (CU) Boulder tarafından yürütülen ve Nature Human Behaviour dergisinde yayımlanan analiz, bu efsaneyi temelinden sarsıyor. Bir asırdan uzun bir süreyi ve milyonlarca çifti kapsayan çalışma, 130’dan fazla kişisel özelliği mercek altına aldı[1].

Çalışmanın başyazarı Tanya Horwitz, elde ettikleri bulguları şu sözlerle özetliyor: “Verilerimiz, benzer özelliklere sahip kişilerin bir araya gelme olasılığının çok daha yüksek olduğunu gösteriyor.” Psikoloji, Sinirbilim ve Davranış Genetiği Enstitüsü’nden (IBG) uzmanların katıldığı bu kapsamlı araştırma, bireysel çalışmaların yıllardır işaret ettiği gerçeği de kesinleştirmiş oldu: İnsanlar zıtlıklara değil, kendilerine benzeyen eşlere yöneliyor.

Benzerlik Genetiğimizi Bile Etkiliyor

Aşkta kendimize benzeyen eşleri seçiyoruz! Araştırmanın sonuçları oldukça çarpıcı: İncelenen özelliklerin %82’si ile %89’unda eşlerin birbirine benzediği saptandı. Siyasi eğilimlerden ilk cinsel ilişki yaşına, hatta madde kullanım alışkanlıklarına kadar uzanan geniş bir yelpazede benzerlik ön planda. Buna karşın, bireylerin kendilerinden farklı karakterlerle eşleşme oranı analizlerin yalnızca %3’ünde görüldü. Bu da “zıt kutuplar” kavramının gerçek hayatta istisnai bir durum olduğunu kanıtlıyor.

Çalışma yalnızca sosyal ilişkilerimizi değil, genetik araştırmaların temelini de sarsıyor. Kıdemli yazar ve IBG Direktörü Matt Keller, bu durumun hayati bir noktasına değiniyor: “Genetik modellerin çoğu, eşleşmelerin rastgele olduğunu varsayar. Ancak bu çalışma, durumun böyle olmadığını gösteriyor.”

Bilim dünyasında “eşleşmeli eşleşme” (assortative mating) olarak bilinen bu fenomen, benzer özelliklere sahip kişilerin bir araya gelmesiyle genetik bulguların sonuçlarını değiştirebiliyor. Kısacası, eş seçimimizdeki bu “benzerlik” eğilimi sadece mutluluğumuzu değil, nesiller boyu aktarılan genetik mirasımızı da şekillendiriyor.

1903’ten Günümüze Aşkın Haritası

Aşkta kendimize benzeyen eşleri seçiyoruz! Araştırmacılar, bu çarpıcı sonuçlara ulaşmak için adeta bir zaman yolculuğuna çıktı ve bir asırdan fazla geçmişe ait verileri harmanladı. Çalışma kapsamında, hem devasa bir meta-analiz hem de yeni ve özgün bir veri analizi gerçekleştirildi. Meta-analiz bölümünde, en eskisi 1903 yılına kadar uzanan 199 farklı çalışma incelendi. Bu analiz; milyonlarca ebeveyni, nişanlıyı, evli veya birlikte yaşayan çifti kapsayan 22 temel özelliği mercek altına aldı.

Bununla yetinmeyen ekip, UK Biobank veri setini kullanarak Birleşik Krallık’taki yaklaşık 80.000 karşı cins çiftin profilini çıkardı. Bu aşamada, daha önce nadiren araştırılmış olanlar da dâhil olmak üzere tam 133 özellik detaylıca analiz edildi.

En Güçlü Bağlar: Değerler ve Alışkanlıklar

Yapılan her iki analizde de özellikle siyasi görüşler, dini inançlar, eğitim düzeyi ve IQ seviyeleri arasında çok yüksek bir uyum tespit edildi. Araştırmacılar bu benzerlikleri ölçmek için 0 ile 1 arasında değişen bir korelasyon ölçeği kullandılar (burada 1 sayısıyla, çiftlerin tamamen aynı özelliklere sahip olduğu simgeleniyor). Bu ölçekte, eşlerin siyasi değerleri arasındaki korelasyon 0,58 gibi oldukça yüksek bir seviyede çıktı.

Aşkta kendimize benzeyen eşleri seçiyoruz! Benzerlik eğilimi sadece fikirlerde değil, günlük alışkanlıklarda da kendini gösteriyor. Madde kullanımıyla ilgili veriler, insanların bu konuda kendilerine “ayna tutan” eşleri seçtiğini kanıtlıyor. Ağır sigara içenlerin, alkol tüketimi yüksek olanların veya alkolden tamamen uzak duranların; hayatlarını kendileriyle benzer alışkanlıklara sahip kişilerle birleştirdiği görülüyor.

İdeolojik ve kültürel uyumun aksine; boy, kilo, sağlık durumları ve temel kişilik özellikleri söz konusu olduğunda benzerlik oranları oldukça düşüyor. Örneğin, kaygı ve duygusal dalgalanmalarla ilişkilendirilen nevrotiklik özelliğinde korelasyon sadece 0,11 seviyesinde kaldı. Bu da fiziksel özelliklerin ve psikolojik yapının, eş seçiminde dünya görüşleri kadar belirleyici olmadığını gösteriyor.

Daha da şaşırtıcı olanı, dışa dönüklük gibi popüler kişilik özelliklerinde eşler arasında neredeyse hiçbir anlamlı korelasyona rastlanmadı. Araştırmanın başyazarı Tanya Horwitz bu durumu şöyle açıklıyor: “İnsanların, dışa dönük özelliğine sahip olanların içe dönük özelliğindekileri tamamladığına ya da kendi gibi olanları seçtiğine dair pek çok teorisi var. Ancak gerçek şu ki durum tamamen bir yazı tura atışına benziyor; dışa dönük özelliğindeki birinin, içe dönük biriyle veya başka bir dışa dönük özelliğindeki biriyle eşleşme olasılığı neredeyse aynı.”

İstisnalar ve Bilinçaltı Seçimler

Araştırmada zıt kutupların birbirini çektiğine dair neredeyse hiç “ikna edici kanıt” bulunamadı. Ancak İngiltere Biyobankası verileri, sadece birkaç özellik özelinde küçük de olsa negatif bir zıtlık tespit etti. Örneğin; kronotip (sabahçıl ya da gececil olma durumu), endişelenme eğilimi ve işitme güçlüğü gibi alanlarda eşlerin birbirinden farklılaşabildiği görüldü. Araştırmacılar, bu nadir zıtlıkların nedenini anlamak için daha derin incelemeler yapılması gerektiğini vurguluyor.

Öte yandan benzerliğin en zirve yaptığı noktanın doğum yılı olması şaşırtıcı değil; ancak çalışma çok daha şaşırtıcı detaylara da ulaştı. Bebekken anne sütüyle beslenip beslenmediği gibi nadiren sorgulanan özelliklerde bile eşler arasında bir miktar uyum saptandı. Aşkta kendimize benzeyen eşleri seçiyoruz!

Tanya Horwitz bu durumu şöyle özetliyor: “Bulgularımız gösteriyor ki; ilişkilerimizde tamamen özgür kararlar verdiğimizi düşündüğümüz anlarda bile, perde arkasında işleyen ve tam olarak farkında olmadığımız gizli mekanizmalar bizi yönlendiriyor olabilir.”

Eş Seçiminde Sosyal ve Genetik Etkiler

Aşkta kendimize benzeyen eşleri seçiyoruz! Araştırmacılar eşlerin benzer özellikler paylaşmasını üç temel nedene bağlıyor: Aynı sosyal çevrede büyümek, bilinçli olarak kendine benzeyene yönelmek veya birlikte vakit geçirdikçe birbirine benzemeye başlamak. Sebebi ne olursa olsun, bu “benzerlerin eşleşmesi” durumu uzun vadeli ve derin sonuçlar doğuruyor.

Genetik ve Sosyoekonomik Uçurum

Tanya Horwitz, bu durumun biyolojik sonuçlarını bir örnekle açıklıyor: Eğer boyu kısa olanlar kısa boylularla, uzun boylular ise uzun boylularla çocuk sahibi olmaya devam ederse, gelecek nesillerde boy uzunluğu açısından “uç noktalarda” yer alan bireylerin sayısı artabilir. Aynı risk mekanizması psikiyatrik ve tıbbi özellikler için de geçerli. Sosyal boyutta ise, benzer eğitim geçmişine sahip kişilerin eşleşme eğilimi, toplumdaki sosyoekonomik uçurumu daha da derinleştirebilir.

Zamanla Değişen Dinamikler

Aşkta kendimize benzeyen eşleri seçiyoruz çalışması, bu benzerlik oranlarının farklı toplumlar arasında değiştiğini ve zaman içinde evrimleşebileceğini de ortaya koyuyor. Ancak araştırmacılar önemli bir uyarıda bulunuyor: Elde edilen bulgular oldukça makul seviyededir ve asla etik dışı ideolojilere dayanak olarak kötüye kullanılmamalıdır.

Ekip, bu verilerin ekonomiden sosyolojiye, antropolojiden psikolojiye kadar pek çok alanda yeni araştırmalara kapı açmasını umuyor. Horwitz, “İnsanların bu verileri, ilişkilerin nasıl ve neden kurulduğunu anlamak için kendi analizlerinde kullanmalarını bekliyoruz,” diyerek bilim dünyasına açık bir davette bulunuyor.

Evliliklerde Anlaşmazlıklar ve Çift Terapisinin Rolü

Milyonlarca çift üzerinde yapılan bu araştırma, evliliklerdeki “uyumsuzluk” algısına tamamen yeni bir boyut kazandırıyor. Çift terapisine başvuran birçok eş, birbirlerinden çok farklı olduklarını ifade etse de, bilim aslında temel yapı taşlarının ne kadar benzer olduğunu gösteriyor. Anlaşmazlıkların temelinde çoğu zaman gerçek bir zıtlık değil, küçük ama keskin farklılıkların devasa birer engel olarak algılanması yatıyor.

Zıt kutupların yarattığı gerilimi sağlıklı bir iletişim diliyle yönetmeyi öğrenmek, hem kendiniz hem de eşiniz için yapabileceğiniz en değerli yatırımdır. Çift terapisi bu zıtlıkların yıpratıcı etkisini azaltarak, ilişkinin temelindeki benzerlikleri yeniden keşfetmenizi sağlar.

Terapizy Online Terapinin uzman psikologları, evlilikteki çatışmaların yapıcı birer uzlaşma yöntemine dönüşmesine rehberlik eder. Terapizy’nin çift, evlilik ve bireysel terapi hizmetleriyle kendiniz için en doğru yerde ve zamanda online terapi alın.

Terapizy Blog‘da mutluluğun kaynağını arayabileceğiniz bir yolculuğa çıkın; aşk, evlilik, romantik ve sosyal ilişkilere dair birbirinden ilginç konulara göz atın. Evlilikte Takdir Edilmediğini Hisseden Çiftler İçin Bilimsel Çıkış Yolu yazısında, bu konuya bilimin verdiği cevabı keşfedin! Terapizy‘i sosyal medya hesaplarından takip edin, güncel bilgi ve duyurulardan haberdar olun!

Terapizy ilk seansa özel %50 indirim fırsatı sunuyor. www.terapizy.com


[1] Boulder’daki Colorado Üniversitesi . (5 Eylül 2023). Çalışma doğruluyor: Zıt kutuplar aslında birbirini çekmiyor. ScienceDaily . 8 Ocak 2026 tarihinde www.sciencedaily.com/releases/2023/09/230905124922.htm adresinden erişildi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir